73Please respect copyright.PENANADbQZyyhcDJHae-won o gece eve gittiğinde gözüne uyku girmedi. Leo'nun teklifi zihninde dönme eğilimleri. Neden o lüks arabayı tekrar kullanmayı istediniz? Bu bir ceza mı, yoksa bir şans mı?
Ertesi sabah güneşin başlangıcından garajdaydı. Leo, elinde bir kahve kupasıyla arabasının yanında belirdi. Takım elbisesi her zamanki gibi kusursuz ama bakışlarında Hae-won'un daha önce görmediği bir hüzün vardı. Anahtarı genç kadına uzatırken parmakları hafifçe tutacaktı.
"Korkma," dedi Leo, sesi sabahın sessizliğinde yankılanarak. "Yön senin elindeyken, nereye gideceğine sadece sen karar verirsin."Hae-won şoför koltuğuna oturduğunda elleri titriyordu. Arabayı çalıştırdı ve şehrin kalabalığına karıştılar. Bir süre sessizce ilerledikten sonra Leo aniden konuştu:
"İnsanlar bu arabayı gördüğünde sadece parayı ve gücü görüyorlar Hae-won. Ama ben bu koltuğa her oturduğumda, yaşlı bu camlara ekmek banan o çocuğu görüyor."
Hae-won şaşkınlıkla dikiz aynasından Leo'ya baktı. Leo, camdan çıkışını izleyerek devam etti:
"Babam bu önünden kağıt toplardı. Bir gün zengin bir adamın arabasına dokunduğu için günlerce başını yerden kaldırmıştı. O gün kendim bir söz vermiştim: Bir gün o arabayı ben alacak ama asla o adam gibi olmayacaktım."
Hae-won'un boyutlarıki o ağır yük bir anda hafifledi. Leo ona bir "proje" ya da "borçlu" gibi değil, aynadaki gibi görünüyordu.73Please respect copyright.PENANAINLC9dp6mK


